30 yıllık rüya kabusa dönüştü

Ağustos 24, 2026 - 07:00
 0
30 yıllık rüya kabusa dönüştü

Aydın Hasan - Stratejist Oded Yinon tarafından 1982’de kaleme alınan plan, Irak’ın Sünni, Şii ve Kürt olmak üzere üç parçaya bölünmesini; Suriye’nin de kıyıda bir Alevi devleti, Halep ve Şam çevresinde Sünni devletler ve güneyde bir Dürzi devleti gibi parçalara ayrılmasını hedefliyordu. Binyamin Netanyahu, 1996 yılında ilk başbakanlığı döneminde planın güncel versiyonu olarak görülen Clean Break (Tam Kopuş) raporunu, yol haritası olarak belirledi. Strateji belgesi nitleğindeki rapor, İsrail merkezli bir düşünce kuruluşu olan İleri Stratejik ve Siyasi Çalışmalar Enstitüsü (IASPS) bünyesinde hazırlandı. Plan, ABD desteği ile Lübnan’ın ardından Irak ve Suriye’de uygulamaya kondu. Bu çerçevede 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın ardından ülkenin kuzeyinde bir terör devleti kurulması planı da devreye sokuldu.

Fırat Kalkanı ile başladı

Türk askeri, 2016 yılından itibaren başlanan harekatlar ile Suriye ile Irak’ın kuzeyine denk düşen bin 255 kilometre uzunluğundaki sınır hattının kritik noktalarında bir güvenlik şeridi oluşturdu. PKK’nın Türkiye içinden temizlenmesinin ardından Irak ile Suriye’nin kuzeyinde de harekat bölgeleri oluşturuldu. Suriye’nin kuzeyine ilk harekat olan Fırat Kalkanı, 24 Ağustos 2016’da düzenlendi.

Zeytin Dalı Harekatı, 20 Ocak 2018’de, Barış Pınarı Harekatı da 9 Ekim 2019’da da başlatıldı. 27 Şubat 2020’de ise İdlib bölgesinde Bahar Kalkanı Harekatı başladı.

PKK’nın Suriye uzantısı PYD-YPG’nin terör koridoru planı, Afrin-Kamışlı sınır hattı üzerinde yer alıyordu. Böylece Akdeniz’e kadar uzanan bir koridor oluşturulması planlanıyordu. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları ile bu koridor büyük ölçüde çökertildi. Yaklaşık 11 bin kilometrekarelik bir alanda teröristlerin alan hakimiyeti kırıldı. 2024’te Suriye’de Esad yönetimi yıkıldıktan sonra SDG’nin, merkezi yönetime entegrasyonu büyük ölçüde tamamlandı.

‘Terörsüz Bölge’ ile hesaplar çöküyor

TSK, 2019’da Irak sınırındaki Perçe serisi operasyonları başlattı. Terör örgütünün uzun yıllar içinde yerleştiği dağlık bölgede yürütülen operasyonlarda, Nisan 2022’de başlatılan Pençe Kilit Harekatı ile yeni bir safhaya geçildi. Kilidin kapatılması ile Irak içinde yerine göre 30-40 kilometre derinlikte bir güvenlik hattı oluşturuldu. TSK; harekat bölgesinde alan hakimiyetini büyük ölçüde sağladı. Terör örgütü; Kandil, Asos, Mahmur ve Sincar gibi bölgelerde sıkıştı. Terörsüz Türkiye süreci ile birlikte örgütün silahlarını bırakıp bu bölgeleri de boşaltması bekleniyor. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreçlerinde gelinen aşama ve bölgesel inisiyatifi öne çıkaran diplomasiyle Yinon planı ile güncel versiyonu niteliğindeki Clean Break raporuna dayalı hesaplar çöktü. Türkiye’nin Mekke Anlaşması ile hayata geçen bölge ülkelerinin arasındaki iş birliğine yönelik diplomasisi de İsral yönetiminde rahatsızlığa neden oluyor.

‘Uçurtmayı vursunlar’

İsrail’in güneyinde, Gazze sınırının yakınındaki bir alana dört uçurtma düşmesi üzerine İsrail askerleri harekete geçti. Uçurtmalarda “şüpheli bir duruma” rastlanmadığı belirtildi. The Times of Israel’in haberinde, bölge sakinlerinin 7 Ekim’de de her şeyin böyle başladığını söyleyerek tedirgin oldukları kaydedildi. Haberlere göre IDF, uçurtmalardan Hamas’ı sorumlu tutuyor. İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, uçurtmaların İsrail yerleşimlerine düşmesi durdurulmazsa İsrail ordusunun uçurtma uçurulan bölgelere yoğun saldırılar düzenleyeceği ve halkı zorla yerinden edeceği tehdidinde bulunuldu.

İsrail gazetesinde Skandal ‘saldırı’ çağrısı

İsrail merkezli The Jerusalem Post gazetesi, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler hakkında skandal bir görüş yazısına yer verdi.

Kudüs merkezli Misgav Ulusal Güvenlik ve Siyonist Strateji Enstitüsü’nde araştırmacı olarak görev yapan David M. Weinberg imzalı yazıda, ABD ve Avrupa ülkelerine Türkiye’ye karşı daha sert tutum alma çağrısında bulunuldu. Weinberg, İsrail’in tehdit olarak gördüğü aktörlere karşı önleyici askeri operasyonlara yönelmesi gerektiğini ileri sürdü. Türkiye’nin de bu yaklaşımın dışında tutulmaması gerektiğini iddia eden Weinberg, yazısında “İdlib’den İstanbul’a kadar İsrail, gerekirse saldıracak, savunmayacak” ifadesini kullandı.

‘Tehdit’ iddiası

Weinberg, İsrail’in Suriye ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı kesin sınırlar belirlemesi gerektiğini, aksi halde Türk Silahlı Kuvvetlerinin İsrail’in kuzey sınırlarına ve deniz yetki alanlarına yaklaşabileceğini iddia etti. Yazıda, gelecekte Golan Tepelerinde Türk tanklarının, İsrail kıyılarındaki Caesarea açıklarında ise Türk savaş gemilerinin görülebileceği öne sürüldü. / DIŞ HABERLER SERVİSİ

Saray Gündem Saray Gündem Sarayın Sesi