Afganistan’a 'uçan kamyonet'le girdiler! CIA’nın gizli savaşındaki 'Rus' sırrı

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Günümüzden yaklaşık 25 yıl önce Sovyetler Birliği tarafından tasarlanıp üretilmiş bir helikopter, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Afganistan’a gönderilen ilk CIA görevlilerini taşıyarak Afgan dağlarını aştı. Washington’un gönderdiği istihbarat personeli, uzun yıllar sürecek ve sonunda çekilme süreciyle de haberlere konu olacak bir işgalin ilk adımı oldu. Kod adı JAWBREAKER (Çene Kıran) olan 7 kişilik CIA ekibi, saldırılardan sadece 15 gün sonra 26 Eylül 2001’de Pencşir Vadisi’ne indi. Ekibin temel misyonu; istihbarat toplamak, ABD’nin olası harekâtına zemin hazırlamak ve Afganistan’da müttefik olabilecek güçleri organize etmekti. Bu strateji doğrultusunda JAWBREAKER ekibi, yanlarında sadece silah değil, sahadaki yerel liderleri finanse etmek üzere milyonlarca dolar nakit para da taşıyordu. 11 Eylül'den sadece iki gün önce El Kaide militanları, Kuzey İttifakı lideri Ahmed Şah Mesud'u da öldürmüştü. Washington bu durumu lehine çevirerek işgal harekâtı öncesi Kuzey İttifakı ile de ilişkileri güçlendirmeyi ve Afganistan’a yapılacak askerî harekâtta ordunun işini kolaylaştırmayı hedefliyordu. Yerel silahlı bir güçten destek almanın dağlık araziye sahip olan ve tarih boyunca birden fazla imparatorluğun işgal etmekte başarısız olduğu bir ülkede ‘işleri’ kolaylaştıracağı düşünülüyordu.
‘DÜŞMAN HATLARININ GERİSİNDE KAMUFLE OLMAK İSTEDİK’
CIA tarafından Afganistan’da kullanılan Mi-17 helikopteri, 1990’lı yıllarda Orta Asya’da yapılacak olası örtülü operasyonlarda kullanılmak için alındı. Bölgede Sovyetler Birliği’nin etkisi yüksekti ve birçok ülke bu tip helikopterleri kullanıyordu. Mi-17 bu bölgede fark edilmeden hareket edebilmek için adeta biçilmiş kaftandı. CIA tarihçisi Rob Byer, helikopterin alım sürecinde dikkat edilen hususları anlatırken, “Afganistan’da faaliyet gösteren Taliban ve Kuzey İttifakı bu helikopterleri kullanıyordu. Bunlar Rus üretimi helikopterler ve o bölgede adeta uçan bir kamyonet gibi kullanılıyorlardı. Mi-17'yi elimizdeki Blackhawk’ların yerine tercih etmemizin en büyük sebebi, daha iyi kamufle olmasıydı. Düşman hatlarının gerisine geçtiğinizde, olabildiğince kamufle olmak istersiniz" dedi.
Byer, Mi-17'nin bölgedeki coğrafi koşullara karşı da daha dayanıklı olduğunu ifade ederek JAWBREAKER ekibinin Pencşir Vadisi’ne ulaşmak için deniz seviyesinden yaklaşık 4 bin 500 metre yükseklikte olan Anjuman Geçidi'ni geçmesi gerektiğini hatırlattı ve "Mi-17, o geçidi aşabilen az sayıdaki helikopterden biriydi" şeklinde konuştu.
‘UZMANLIĞIMIN BENİ AFGANİSTAN’A GERİ GÖTÜRECEĞİNİ BİLİYORDUM’
David Tyson, 11 Eylül saldırılarından hemen önceki dönemde Afganistan’da görev yapmış bir CIA görevlisiydi. Özbekçe, Türkmence ve Rusça dâhil olmak üzere yerel dilleri kusursuz konuşan Tyson, geçmişte Sovyetler Birliği’nin Afganistan işgali sırasında ABD’nin yerel direniş güçlerine verdiği Stinger omuzdan ateşlenebilir hava savunma füzelerinden artakalanları toplamakla görevliydi. ABD saldırılarla sarsıldığı sırada, tam da bu amaçla İngiltere’de yapılan bir toplantıya gitmekteydi. Uçağı Londra’ya indikten kısa süre sonra saldırıları öğrenen Tyson, sahadaki uzmanlığının kendisini çok yakında yeniden Afganistan’a götüreceğini anında fark ederek dönüş planlarını yapmaya başladı.
Tyson’ın da içinde bulunduğu Alpha Ekibi, JAWBREAKER’dan 3 hafta sonra Afganistan'ın kuzeyindeki farklı bir bölgeye yerleştirildi ve Taliban hatlarının gerisine gönderilen ilk Amerikalılar oldu. Görevleri, Taliban ve El Kaide'ye karşı yürütülen operasyonların bir parçası olarak Özbek lider Abdül Raşid Dostum komutasındaki güçlerle birlikte çalışmaktı.
HELİKOPTER ABD’YE GÖTÜRÜLDÜ
CIA’nın Afganistan’da kullandığı Mi-17 helikopteri, 2012 yılındaki son görevinin ardından sergilenmek üzere sökülerek ABD’ye götürüldü ve CIA genel merkezine getirildi. Ekipmanları sökülen helikopter merkez yerleşkesinin bahçesine yerleştirildi ve sergilenmeye başlandı. Ancak helikopterin dışarıda sergilenmesi, hava koşullarından sert şekilde etkilenmesine ve daha hızlı yıpranmasına neden olmaya başladı. Sürekli olarak güneşe maruz kalması nedeniyle üzerindeki boyama soldu. İçinde yaşayan böcekler de çürümeyi hızlandırmaya başladı.
Sergilenen helikopterin restore edilmesi için geçtiğimiz yıl başlayan çalışmalar yakın zamanda sona erdi. Yapılan restorasyon çalışmalarında helikopter yeniden boyandı ve çürümüş kısımları onarıldı. Byer, onarım çalışmalarında yeşil rengin bilinçli olarak biraz daha canlı yapıldığını, böylece güneşe maruz kaldıkça zamanla solarak amaçlanan tonda sabitleneceğini söyledi.