Diyabete Bağlı Yaralarda Plastik Cerrahinin Rolü
Diyabete bağlı yaraların çoğunlukla ayaklarda görüldüğünü ifade eden Özel Çorlu Vatan Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Serkan Süleyman Aslan, diyabetin damarlar ve sinirler üzerindeki etkileri nedeniyle küçük kesiklerin, cilt çatlaklarının veya ayakkabı vurması sonucu oluşan yaraların hasta tarafından fark edilmeyebileceğini söyledi.
Diyabetin zamanla ayaklarda his kaybına ve dolaşım bozukluğuna yol açabileceğini belirten Aslan, his kaybının yaralanmaların fark edilmesini zorlaştırdığını, kan dolaşımının azalmasının ise yara iyileşmesini geciktirdiğini kaydetti. Kan şekeri kontrolünün bozulması, uygun olmayan ayakkabıların kullanılması, nasırlar, tırnak sorunları, cilt çatlakları, ayak şekil bozuklukları ve sigara kullanımının da yara oluşma riskini artırdığı bildirildi.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi bölümünün özellikle derin, geniş, uzun süredir iyileşmeyen veya tendon, kas ve kemik gibi yapıların açığa çıktığı diyabete bağlı yaraların tedavisinde görev aldığını aktaran Aslan, tedavinin ilk aşamasında yaranın büyüklüğü, derinliği, enfeksiyon durumu ve çevresindeki dokuların değerlendirildiğini ifade etti.
Yaranın iyileşebilmesi için bölgedeki kan dolaşımının yeterli olması gerektiğine dikkat çeken Aslan, damar darlığı veya tıkanıklığı bulunan hastaların ilgili uzmanlık alanları tarafından da değerlendirilmesi gerekebileceğini söyledi.
Plastik cerrahinin temel uygulamalarından birinin cerrahi debridman olduğunu belirten Aslan, bu işlem sırasında canlılığını kaybetmiş, enfekte olmuş veya yaranın iyileşmesini engelleyen dokuların temizlendiğini kaydetti. Bu sayede yaranın gerçek sınırları ve derinliğinin daha net şekilde değerlendirilebildiğini ifade eden Aslan, bazı hastalarda işlemin birden fazla kez uygulanmasının gerekebileceğini dile getirdi.
Her yaranın temizleme işleminin ardından hemen kapatılmaya uygun olmadığını vurgulayan Aslan, öncelikle enfeksiyonun kontrol altına alınması, kan şekerinin düzenlenmesi, yara üzerindeki basıncın azaltılması ve sağlıklı doku oluşumunun başlamasının beklenebileceğini belirtti. Uygun hastalarda pansuman yöntemlerinden veya negatif basınçlı yara tedavisinden de yararlanılabildiği bildirildi.
Yara kapatılmaya uygun duruma geldiğinde uygulanacak cerrahi yöntemin yaranın bulunduğu bölgeye, derinliğine ve kanlanma durumuna göre belirlendiğini söyleyen Aslan, küçük yaraların doğrudan kapatılabileceğini, daha geniş ve yüzeysel yaralarda ise deri grefti uygulanabileceğini ifade etti.
Tendon, kemik veya eklem gibi yapıların açıkta bulunduğu derin yaralarda flep cerrahisinin değerlendirilebildiğini aktaran Aslan, “Flep uygulamasında deri, deri altı dokusu ve gerektiğinde kas dokusu, kan dolaşımı korunarak yara bölgesine taşınır. Daha geniş ve karmaşık yaralarda mikrocerrahi yöntemlerden de yararlanılabilir” dedi.
Plastik cerrahi tedavinin amacının yalnızca yaranın üzerini kapatmak olmadığını vurgulayan Aslan, enfeksiyon riskinin azaltılması, açıkta kalan dokuların korunması, ayağın işlevinin mümkün olduğunca sürdürülmesi ve doku kaybının ilerlemesinin önlenmesinin de tedavinin önemli parçaları olduğunu söyledi.
Cerrahi müdahalenin ardından yaranın üzerine kontrolsüz şekilde basılmasının iyileşen dokulara yeniden zarar verebileceğine dikkat çeken Aslan, hastanın durumuna göre uygun ayakkabı, tabanlık, destek cihazları ve basıncı azaltan yöntemlerin kullanılabileceğini belirtti. Kan şekeri takibinin ve düzenli ayak bakımının sürdürülmemesi durumunda yaranın yeniden oluşabileceği kaydedildi.
Diyabete bağlı yaraların tedavisinin çoğu zaman birden fazla uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerektirdiğini anlatan Aslan, plastik cerrahinin yanı sıra endokrinoloji veya iç hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları, kalp ve damar cerrahisi, ortopedi, fizik tedavi ve yara bakım birimlerinin de tedavi sürecine katılabileceğini ifade etti.
Diyabet hastalarının ayaklarını her gün kesik, çatlak, su toplaması, kızarıklık, şişlik ve renk değişikliği yönünden kontrol etmesi gerektiğini belirten Aslan, ayakların temiz ve kuru tutulmasını, çıplak ayakla yürünmemesini ve ayağı sıkmayan uygun ayakkabıların tercih edilmesini önerdi.
Nasır ve tırnaklara kesici aletlerle müdahale edilmemesi gerektiğini vurgulayan Aslan, ayakta yara, siyahlaşma, kötü kokulu akıntı veya ani şişlik görülmesi durumunda tıbbi değerlendirmenin geciktirilmemesi uyarısında bulundu. Aslan, his kaybı bulunan kişilerde ciddi yaraların ağrı oluşturmadan ilerleyebileceğini de sözlerine ekledi.