Hantavirüs eski komplo teorilerini geri getirdi! 6 soru 6 cevap: 'Yeni' değil, gizemli değil, D vitamini geçirmiyor...

Derleyen: Metin Aktaşoğlu / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr- Kruvaziyer MV Hondious'ta yaşanan hantavirüs salgını, akıllara ister istemez Covid-19 günlerini getirirken “yeni bir pandemi olur mu” endişesi sanal medyada hızla yayılmalarıyla bilinen komplo teorilerini de yeniden alevlendirdi. Pandemi günlerinden aşina olduğumuz sözüm ona ciddi ancak bilimsel temele dayanmayan paylaşımlar, yeniden dolaşıma girecek bir ortam arıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) şu ana kadar gemideki salgınla bağlantılı 7 vakayı doğrularken 2 de şüpheli vaka bulunduğunu söylüyor. Şu zamana kadar bir Hollandalı çift ve bir Alman kadın olmak üzere üç kişi yaşamını yitirdi. Hantavirüsün insandan insana bulaşması nadir olsa da yetkililer gemideki tüm yolcuları ve enfekte vakalarla temas etmiş olabilecek gemi dışındaki onlarca kişiyi yakından takip ediyor. Yolcular arasında üç de Türk yer alırken Sağlık Bakanlığı, Türkiye'ye getirilen üç ismin de test sonuçlarının negatif çıktığını açıkladı.
Son olarak 11 Mayıs'ta bir ABD vatandaşı ve bir Fransız'ın test sonucu pozitif gelirken Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, Paris'te izole edilen kadının sağlığının kötüye gittiğini ve 22 kişinin temaslı olarak tespit edildiğini aktardı. DSÖ, salgında enfekte olan ilk kişinin test edilemeden öldüğünü düşünüyor. Aynı zamanda DSÖ vakalarda endişe verecek bir artış beklemediklerinin de altını çizmekte. Fakat dezenformasyon her yerde... İşte internette dolaşan en yaygın 6 komplo teorisi ve yanıtları:
1. 'YENİ BİR PANDEMİ BAŞLIYOR'
Mevcut hantavirüs salgınının kitlesel olarak yayılıp bir pandemiye dönüşeceğine dair bilimsel bir kanıt veya epidemiyolojik gösterge bulunmuyor. DSÖ'nün ve bilim insanlarının aktardığına göre öncelikle virüsün insanlar arasında bulaşması nadir görülen bir durum. Bahse konu virüsün bir numaralı kaynağı, öyle dünyanın dört bir yanında bulunmayan bir kemirgen türü. En ciddi bulaş riski de bu kemirgenin dışkısıyla temas etmek olarak aktarılıyor. Ancak insandan insana bulaşma nadir de olsa “imkansız” değil. Gemide de tespit edilen Andes varyantında insandan insana bulaş geçmişte de yapılan çalışmalarla ortaya konmuş durumda. Gemideki insanların büyük çoğunluğunun görünüşte sağlıklı olmaları ve herhangi bir semptom da göstermemeleri, sınırlı bir bulaşmaya örnek olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar vaka sayısının artabileceğini ancak bunun hastalığı bir pandemiye ya da endişe verici bir salgına dönüştürmeyeceğini öngörüyor.
2. 'KARŞIMIZDA BİLİNMEYEN, GİZEMLİ BİR VİRÜS DURUYOR'
Hayır. 2020'de dünya çapında bir pandemiye yol açan SARS-CoV-2 gerçekten de tam olarak bilinmeyen bir virüstü ancak hantavirüs 1950'lerden beri bilinen bir mikroorganizma. İlk olarak 1970'lerde izole edildi ve birçok ülkede her yıl vakalar görülüyor. DSÖ, yılda 10 bin ila 100 bin enfeksiyon olduğunu tahmin ediyor ve bunlar çoğunlukla hastalığın endemik ancak hafif seyrettiği Doğu Asya ve Kuzey-Orta Avrupa'da yoğunlaşıyor. Amerika kıtasında ise vakalar çok daha az sayıda (tüm kıtada yılda sadece birkaç yüz) ancak daha şiddetli görülüyor. Amerika kıtasındaki varyantın ölüm oranı yüzde 30 ile 50 arasında değişiyor. Yolcu gemisinde dolaşan varyant da bu Andes varyantı.
3. 'BU BİR DENEY... BİR KESİM AŞILARDAN ZENGİN OLMAYI PLANLIYOR'
Tam da bunlar komplo teorileriyle -ciddiye alındığında- mücadeleyi güç kılan argümanlardan... Zira bu argümanlar absürt olmalarının yanında aslında "teknik olarak" aksini ispatlamanın pek de mümkün olmadığı argümanlar.Her şey gezegenin nüfusunu yok etmek (ya da kontrol etmek) için yapılan bir deneyden ibaret ya da ilaç endüstrisinin aşılardan devasa karlar elde etmek için düzenlediği küresel bir operasyon belki de ikisi birden kim bilir.
Bazı ilaç şirketlerin hantavirüse karşı tedaviler üzerinde araştırmalar yaptığı doğru ancak şu anda hastalık için herhangi bir tedavi veya önleyici aşı bulunmamakta. Ayrıca salgının “bir laboratuvarda ortaya çıktığını” gösteren hiçbir bilimsel kanıt da yok. DSÖ'nün bu noktada temel hipotezi, ölenler arasında bulunan Hollandalı çiftin “geminin yanaştığı bir limanda indikten sonra enfekte oldukları” yönünde.
4. 'GEMİDEKİ YOLCULAR VİRÜSÜ DİĞER ADALARA YAYDI'
Bu aslında tam olarak yanlış değil. Salgın bildirilmeden evvel kruvaziyer Atlantik'teki bazı ücra adalarda durmuş ve yaklaşık 30 yolcu Birleşik Krallık kontrolündeki Saint Helena adasında karaya çıkmıştı. Ancak gemiden ayrıldıklarında enfekte olduklarına ve virüsü diğer insanlara ya da yerel halka bulaştırdıklarına dair hiçbir kanıt yok. Öte yandan virüsün kuluçka süresi 1-8 hafta arasında değişiyor lakin bu dönemde ve eğer kişi semptomsuzsa virüsün bulaşma olasılığı son derece düşük.
Şu an için, Saint Helena'da gemiden inen grubu ve gemide eşini kaybettikten sonra Saint Helena'dan Johannesburg, Güney Afrika'ya oradan da ülkesi Hollanda'ya gitmeye çalışan ancak yolda hayatını kaybeden kadının seyahat ettiği uçağın yolcularını izleyen DSÖ, yolculuğun ortasında gemiden inen yolcular arasında yalnızca bir hantavirüs vakası doğruladı: Yolculuğun belirlenmemiş bir noktasında gemiyi terk eden ve Nisan ayı sonunda eşiyle birlikte ülkesine dönen ve şu anda Zürih Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi gören İsviçreli bir adam...
5. 'HANTAVİRÜS COVID'DEN DAHA TEHLİKELİ'
Yolcu gemisinde tespit edilen patojenin ölüm oranı Covid'den daha yüksek, ancak daha iyi anlaşılmış ve SARS-CoV-2'den çok daha az bulaşıcı bir virüs. Hantavirüs insandan insana kolayca bulaşmıyor ve Andes varyantının rezervuarı olan uzun kuyruklu fareler dünyanın dört bir yanında bulunmuyor. 2018'de Arjantin'de bir köyde gerçekleşen bir partiden yayılan ve 34 kişinin enfekte olup 11 kişinin yaşamını yitirdiği salgında Andes varyantının yayılabildiği görüldü. Aslında geçmiş çalışmalar virüsün bahse konu varyantının hastane ortamlarında, uzun süreli yakın temas ve cinsel temas yoluyla bulaştığını gösteriyordu ancak Arjantin'deki salgın üzerine yapılan araştırmalar, süper bulaştırıcıların varlığını doğruluyordu. Bu nadir görülen “süper bulaştırıcı” kişiler virüs yükleri ve sosyal aktiviteleriyle virüsü 2.12 oranında bulaştırabiliyordu. Yani bir kişi ortalama 2.12 kişiyi enfekte ediyordu. Covid-19 pandemisinin başlangıcında bulaştırma oranı neredeyse 3'tü.
2018'deki salgında yetkililer, enfeksiyon taşıyanlar ve olası temaslılar için izolasyon önlemlerini 18 vaka doğrulandıktan sonra uygulamıştı. Prestijli tıp dergisi The New England Journal of Medicine'de yayınlanan vaka çalışmasında yetkililerin, virüsten etkilenen bireylere gönüllü olarak izole olmalarını tavsiye etmesinin ardından bulaşma oranının 0.96'ya düştüğünün altını çiziyor.
Çalışmanın yazarlarından mikrobiyolog Gustavo Palacios, “Diğer salgınlarda, bulaşma oranı bu kadar hızlı düşmez” derken “Bu virüsün belgelenmiş vaka sayısı binin altında. Ve çoğu durumda, ikincil bulaşma zincirleri görmüyoruz” vurgusunu yapıyor. Belli bir noktada, virüsün yayılmayı durdurduğunu belirten Palacios, “Hantavirüslerde bir çıkmaz sokak mevcut; bulaşmanın durduğu bir nokta. Şimdiye kadar gördüğümüz, virüsün en fazla üç bulaşma turundan sonra daha fazla yayılmadığı yönünde” ifadelerini kullanıyor.
Bununla birlikte, hantavirüsün klinik seyri saatler içinde kötüleşebiliyor ve “hantavirüs solunum sendromunun” ölüm oranı yüzde 50'ye ulaşabiliyor. Buna karşılık, 2020'de koronavirüs için tahmini ölüm oranı yüzde 1.7'ydi ve yaşa göre ölüm oranlarında büyük farklılıklar görülüyordu (1-14 yaş arası çocuklarda yüzde 0.01'den 85 yaş üstü kişilerde yüzde 23.6'ya kadar).
Şu anda, epidemiyolojik risk değerlendirmeleri Avrupa'daki tehlike seviyesini “çok düşük” olarak gösteriyor. Uzmanlar bunun bir “halk sağlığı acil durumu” olmadığını söylüyor. Örneğin geçen çarşamba günü İspanya Sağlık Bakanlığı çağrıda bulunurken “Şimdiye kadar, 1996 ve 2018 yıllarında, Andes varyantı adı verilen tek bir suşla insandan insana geçen izole vakalar görülmüştü. Gemide bulunan suş da aynı ancak bulaşma, hastalığın ilk birkaç gününde gerçekleşiyor ve sadece sürekli ve yakın temas yoluyla mümkün” diyordu.
6. 'D VİTAMİNİ VE ÇİNKO HASTALIĞA İYİ GELİYOR!'
Hantavirüs enfeksiyonunun bilinen bir tedavisi yok ancak sosyal medya özellikle yabancı kaynaklarda sözde tedaviler ve takviye ürünler önerilmekte. Bazı kullanıcılar parazit önleyici bir ilaç olan ivermektin öneriyor fakat bu iddiayı destekleyecek hiçbir bilimsel kanıt yok. Hatırlanacağı üzere ivermektin Covid-19 için de bir çare olarak lanse edilmiş ve Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) gibi düzenleyici kurumlar, ivermektin kullanımına karşı uyarılarda bulunmak ve koronavirüse karşı etkinliğini gösteren hiçbir çalışma olmadığını yinelemek zorunda kalmıştı.
Sanal alemde yer alan diğer başka dezenformatif mesajlarda ise D vitamini veya çinkonun hantavirüse karşı yardımcı olabileceği öne sürülüyor ve hayır, bu iddianın da bilimsel bir geçerliliği yok. Şu anda hantavirüs için spesifik bir tedavi bulunmuyor. Sadece palyatif bakım mevcut. Sunulan tıbbi bakım "semptomları hafifletmeye ve oksijen tedavisi, gerekirse mekanik ventilasyon ve yoğun bakımda hemodinamik stabilizasyon ile stabil solunum ve hayati belirtileri korumaya" odaklanıyor.
Kaynaklar: El Pais (1)-(2), The New England Journal of Medicine, DSÖ
