Manifest'in kurucusu Tolga Akış için istenen ceza belli oldu
Manifest grubunun kurucusu, tutuklu menajer Tolga Akış hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Akış'ın üç yıla kadar hapsi istendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Manifest grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış hakkında başlattığı soruşturma tamamlandı.
Akış'ın "Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlama veya yayınlanmasına aracılık etme" suçlamasıyla altı aydan üç yıla kadar hapsi istendi.
İddianamede menajerin “Manifest'e ait müstehcen görüntü ve performansların oluşumuna sebebiyet verdiği ve bunların yayınlanmasına aracılık ettiği” ileri sürüldü.
“Söz konusu paylaşımların Türk aile yapısının dinamiklerine uymadığı ve çocukların psikolojik / ruhsal olarak gelişimine açıkça zarar verdiği” savunulan iddianamede, Akış için şu ifade kullanıldı:
“Toplumun genel ahlak yapısını zedeleyen edep ve haya duygularından uzak gösterileri ve şovları üstlenerek bunları finanse eden kişi olduğu, üzerine atılı suçu işlediğini gösterir yeterli delil olduğu anlaşılmakla; (…)”
İddianamede, grup üyelerine 6 Eylül 2025'te Küçükçiftlik Park'ta verdikleri konser nedeniyle “hayasızca hareketlerde bulunma” suçlamasıyla açılan davaya da yer verildi.
Söz konusu davanın sonunda İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi, grubun 6 üyesi ve o gece onlarla birlikte sahneye çıkan şarkıcı Ayça Dalaklı'nın beş yıl denetim süresine tabi tutulmalarına hükmetmişti.
Kararda ayrıca sanatçıların "her birinin katıldığı dans figürleriyle, şarkı söylerken iki şarkıcının birbirlerine temas edecek ve kucaklar şekilde cinsel ilişkiyi çağrıştıracak hareketler yapmak ve bu hareketleri tekrarlamak" sebebiyle "teşhircilik" ve "hayasızca hareketler" suçlarından hüküm giydikleri ifade edilmişti.
Tolga Akış hakkındaki iddianamede bu hüküm, şöyle yer aldı:
"Manifest adlı grubun 7 kişi olan her bir kadının sergilediği eylemler nedeniyle TCK m.225/1 suçundan ceza alması yalnızca bu eylemlerin görünen kısmı olduğu, şüphelinin ilgili soruşturmada şüpheli sıfatıyla dosyada yer almamasının bugün bu kışkırtıcı tabloda asıl organizasyon sahibi olarak eyleminin ‘müstehcenlik’ suçunu da oluşturmayacağının kabul edilmesinin mümkün olmadığı,
Aksine Türkiye'de milyonlarca çocuğun hayranlık duyarak izlediği ve adeta rol model aldığı bu grubun, toplumun edep ve haya duygularını açıkça yok sayan en önemlisi ise toplumdaki 'aile' kavramını aşağılayan görüntüleri tasarlayan, finanse eden ve hiçbir yaş koruma filtresi gözetmeksizin kitlelere ulaşmasına sebebiyet gösteren şüphelinin aktif bir faaliyet üstlendiği,
Grubun üyelerinin teşhircilik eylemleri ilgili kadınların bedeni üzerinden gerçekleştiği ve suçun kanuni tanımının oluştuğu dolayısıyla bir menajer olarak bu görüntülerin ve devam eden konser şovlarının da yönetiminin şüpheliye ait olduğundan TCK m.226/2'de yer alan suçun ‘Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden' oluştuğunun kabulü gerektiği, (…)" İFADESİNDE NELER VARDI?
Savcılıktaki ifadesinde Manifest isimli müzik grubunun kurucusu olduğundan bahseden Akış, "Hesaplarım ayrıntılı olarak incelendiğinde, yurt dışı olarak sorduğunuz ülkelerden sadece iki yerden para gelmektedir. Bunlardan biri YouTube adlı sosyal medya uygulamasından, diğeri ise müzik servislerinden gelmektedir." demişti.
Mesut Adlin ve “Zeybik” olarak tanınan Zeynep Sürmeli isimli kişileri tanıdığını kabul eden Akış, "Mesut Adlin’i yaklaşık 1 yıl önce birkaç kez projelerimizde fotoğrafçı olarak çalışmasından dolayı tanırım. Kendisinin son projesi de Manifest’in fotoğraflarını çekmek olmuştu. Mesut Adlin’le ilgili daha sonra birkaç kadın tarafından taciz iddiaları ortaya atılınca kendisiyle çalışmak istemedik. Bunu da sosyal medyada açıkladık." ifadelerini kullanmıştı.
“Bu açıklamanın ardından mağdur kadınlarının seslerini daha güçlü bir şekilde ifade etmeye başladıklarından” bahseden Akış, Adlin'in iş bulmakta zorlandığını ve bunun karşılığında kendisine kin beslemeye başladığını iddia etti.
MESUT ADLİN'İN İDDİALARI
Savcılık, Adlin'in sosyal medyadaki iddialarını da Akış'a yöneltti. Akış ise iddialara şöyle yanıt verdi:
“Sormuş olduğunuz, sosyal medyada paylaşılan yazışmalar eşim Gizem Akış ile Zeynep Sürmeli ve Mesut Adlin arasındaki yazışmalardır. Söz konusu yazışmalar tamamen mizah amaçlı olup gerçeği yansıtmamaktadır.
Mesut Adlin bu yazışmaları beni ve grubumu itibarsızlaştırmak için kullanmıştır. Bu yazışmalar incelendiğinde, üzerinden yaklaşık 1-2 yıl geçmiş olduğu ortaya çıkacaktır. Söz konusu yazışmalar, Mesut Adlin tarafından sohbetin devamı tam olarak paylaşılmadan algı yaratacak şekilde paylaşılmıştır.” "DANS FİGÜRLERİ BENİM YÖNETİMİMDE GERÇEKLEŞMEDİ"
Manifest üyeleri hakkında “hayasızca hareketlerde bulunma” suçlamasıyla yürütülen soruşturma, Akış'ın sorgusunda da gündeme gelmişti.
Bu dosyada kendisinin şüpheliler arasında olmadığına işaret eden Akış, “Buradaki grubun dans figürleri benim yönetimimde gerçekleşmedi. Herhangi bir şekilde benim sorumluluğum söz konusu değildir.” savunmasını yapmıştı.
Manifest grubuyla iş ilişkisindeki menajerlik gelir paylaşım oranlarına ilişkin de konuşan Akış, gelirin yüzde 60’lık kısmının Manifest kızlarına eşit miktarda dağıtıldığını, yüzde 40’lık kısım ise şirketin Manifest projesi giderlerine ayrıldığını iddia etmişti.
YENİKAPI'DAKİ KONSER DE SORULDU
Ayrıca Akış, grup üyelerinin kendisiyle tatil yapma zorunluluğu olduğu ve hasta olduklarında sahneye baskıyla çıktıkları iddiası karşısında şunları öne sürmüştü:
“Yenikapı konser alanında Hilal isimli grup üyesinin kendi rızasıyla konsere geri dönme isteğine rağmen, iki doktordan net bir şekilde onay almadan Hilal’i konsere tekrar çıkartmadım. Hatta bu yüzden konserin yarım saat uzamasına sebep oldum. Hilal’e de defalarca, isterse sahneye çıkmak zorunda olmadığını söyledim. O süre boyunca da her an yanındaydım.”