Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme. Adli Tıp raporu açıklandı, Rojin zehirlenerek mi öldü?
Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor. Rojin Kabaiş'in zehirlenerek öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş 2024 yılında kaybolmuş, aramalar sonucunda göl kenarında cansız bedeni bulunmuştu.
Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin otopsi raporunda yer alan Roküronyum (Rocuronium) ve Ornidazol etken maddeleriyle ilgili kamuoyunda "Rojin'e bu ilaçlar kim tarafından ve ne zaman verildi?" sorusunu gündeme getirdi.
Soruya cevabı ise Adli Tıp Kurumu raporundaki tıbbi veriler yanıt verdi. Söz konusu iddiaların, Adli Tıp Kurumu'nun resmi bulgularıyla örtüşmediği ortaya çıktı.
Adli Tıp Kurumu raporunun sonuç bölümünde yer alan tespitlerde, Rojin Kabaiş'in ölümünden yaklaşık bir ay önce, 11 Eylül 2024 tarihinde geçirdiği ameliyata dikkat çekildi.
Kas gevşetici ve anestezik bir madde olan Roküronyum'un bu operasyon sırasında tıbbi zorunluluk gereği verildiği, bu etken maddenin vücutta 2 aya kadar tespit edilebildiği ve durumun maktulün tıbbi geçmişiyle tamamen uyumlu olduğu belirtildi. TRAVMATİK DARBE VEYA DARP İZİ TESPİT EDİLMEDİ
Raporda yer alan diğer kritik tespitler ise vücutta rastlanan Ornidazol etken maddesinin enfeksiyon tedavisinde kullanılan standart bir ilaç bileşeni olduğu kaydedildi.
Yapılan toksikolojik incelemelerde herhangi bir zehirli veya toksik maddeye rastlanmadığı, zehirlenerek ölüme ilişkin hiçbir tıbbi delilin bulunmadığı açıkça vurgulandı. Otopsi sırasında tespit edilen alkol düzeyinin tek başına ölüme sebebiyet verecek seviyede olmadığı, cesetteki çürüme sürecine bağlı olarak doğal yollarla oluştuğu değerlendirildi.
Adli Tıp Kurumu uzmanları, Kabaiş'in bedeninde yaptığı fiziki incelemelerde de dışarıdan bir travmatik etkiye rastlanmadığını bildirdi.
Cilt bütünlüğünün korunduğu ifade edilen raporda; kafa, göğüs ve batın boşluğuna etkili herhangi bir yaralanmanın olmadığı, kafatası kırığı, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti ile iç organ ve büyük damar lezyonu tespit edilmediği kaydedildi. 2 KİŞİ İÇİN GÖZALTI TALEBİ
Dosyada yaptıkları incelemenin ardından yeni bir başvuruda bulunduklarını belirten ailenin avukatı Şahin Cangüleç, Van Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan şüpheli olduğunu değerlendirdikleri 2 kişinin gözaltına alınması, olayla bağlantılarının araştırılması ve bu kişilerden DNA örneği alınması için talepte bulunduklarını söyledi. SORUŞTURMA HAKKINDA NE BİLİNİYOR?
Kabaiş ailesi, yıllardır kızlarının başına ne geldiğini öğrenmeye çalışıyor.
21 yaşındaki Rojin Kabaiş; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (VYÜ) Çocuk Gelişimi Bölümü 1. sınıf öğrencisiydi, 27 Eylül 2024'te üniversite kampüsündeki kız öğrenci yurdunda annesiyle telefonda konuşurken markete gideceğini söyledi.
Ertesi gün öğlen polisler aileyi arayıp kızlarının yurda dönmediğini haber verdi.
28 Eylül 2024'te Van Gölü sahilinde genç kıza ait cep telefonu, kulaklık, kek ve bir şişe su bulundu.
Rojin'in cansız bedeni iki hafta sonra 24 kilometre uzakta, Van Gölü kıyısındaki Molla Kasım Köyü'nün sahilinde görüldü. Cesedi bulanlar, bir temizlik görevlisi ve civardaki sitenin bekçisiydi.
Kıyafetler tamamdı, ancak sarı terlikler yoktu.
Rojin'in yüksek düzeyde şifreli olan telefonu incelenmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Telefonun şifresi kırılamadığı için içindeki bilgilere ulaşılamadı.
10 Ekim 2025'te Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor dosyaya girdi. Kabaiş'in göğüs ve vajina bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği ortaya çıktı.
Soruşturma kapsamında 195 kişinin DNA profilinin incelemeye alındığı, sonraları bu sayının Adalet Bakanlığı'nın talimatıyla 413'e yükseldiği bildirildi.
Dosya, mayıs ayında Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'na devredildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, aynı günlerde Rojin'in babası Nizamettin Kabaiş ile bir araya geldi.
“Rojin hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz.” diyen Gürlek, üzerlerine düşen ne varsa yapmaya çalıştıklarını belirterek şöyle devam etti:
"Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Olay tam belli değil. Cinayet mi, intihar mı? Bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu. Savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabii bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım."